Tecavüz mü Demek İstediniz?

Bu satırları yazarken akşam taymlaynda aq’ler, amk’ler akmaya başlamıştır.

Küfretmek tartışmaya kuvvetli bir duygusal boyut kazandırmaya, çoğu zaman öfke ve engellenmişliği, kimi de neşe ve sevinci ifade etmeye yarar. Çoğunlukla hakaret, ad takma ve hedefteki kişi ya da duruma bela okumayı içerir. bu nedenle de nefret dilinin ayrılmaz bir parçasıdır. Engellenmişliği,  öfkeyi, sevinci ifade etmesi, kimi zaman iletişimi kısa yoldan kolaylaştırması açısından trafikte korna çalmanın karşılıklı konuşmadaki karşılığıdır.

Küfretmek oldukça yaygındır; neredeyse herkes az ya da çok, sıklıkla ya da nadiren küfreder. Küfrederken seçilen sözcükler çoğunlukla ortama (resmi veya samimi) bağlıdır. Örneğin iş toplantısında çarpıp çayı dökünce kullanılan “kahretsin”, evde otururken aynı şey olursa yerini “ha, siktir”e bırakır.

Özellikle karşıdakine hakaret etmek için kullanılan küfürlerin çoğunda karşıdaki kişi kıymetsiz, aşağılık görülen, olmanın utanç verici olduğu varsayılan gruplara benzetme yaygındır. Bu gruplar genellikle küfrün edildiği toplumda yaygın olarak aşağılanan; ayrımcılığa, ırkçılığa maruz kalan, uzak durulan, başka deyişle ötekileştirilmeye, dışlanmaya müsait görülen gruplardır: ibne, götveren; kız, karı gibi davranmak; Çingene, Kürt, Arap, Laz gibi olmak/davranmak; kafadan sakat, deli, gerizekalı, moron olmak/gibi davranmak.

Bir başka yöntem ise küfreden kişinin kendisini güçlü, hedef durumu/kişiyi güçsüz, aciz gösterebileceği, hissettirebileceği durumların ve eylemlerin kullanılmasıdır. Buna en bariz örnekler küfredilen kişinin “ağzına sıçmak”, hedef kişiyi ya da bu kişiye yakın bir kadını (anne, kardeş, kız, karı, kız arkadaş vb.) sikmek, birisinin anasını satmak ve yine o kişinin ve/veya kişiye yakın bir kadının amına koymaktır. Bunlar günlük dilde o kadar sıklıkla kullanılır ki anlamları üzerine düşünmeye bile gerek kalmaz.

Küfretmenin ilk yolu yani kişiyi aşağılanan bir grubun üyesiymiş gibi görüp kişiyi ya da davranışını o grup üyelerine atfedilen en stereotipik davranışlara, bu kişilerin dış görünüşlerine benzetme konusunda politik doğruculuk ve ırkçılık karşıtı kampanyalar ve hareketler epey yol kat edilmesini sağlamıştır. Bu türlü ifadelerin çağrıştırdığı ırkçılık imajı yüzünden kullanımları, kadınların aşağılandığı örnekler dışında, azalmıştır. İkinci yöntem kullanılarak edilen küfürlere karşı da tepkiler olmasına karşın yaygın ve sık kullanım devam etmektedir.

Bu iki yöntemin ortak noktası kadınları ve davranış şekillerini aşağılamak ve hedefteki kişiyi ya da davranışını bunlara benzetmektir. Yukarıda benim aklıma hemen geliveren 4 örnekten 3’ü kadın ve kadınların toplumda algılanışıyla doğrudan ilişkilidir. Açıkçası düşününce bir kadının da başka birini “sikebileceğini” ve bu sayede kendini güçlü, öteki kişiyi aciz görebileceği bir durumu gözümde canlandırabiliyorum. Dolayısıyla “sikmek” sadece kadınları aşağılayan bir küfür olarak görülmeyebilir. Bu onun kullanılması uygun bir ifade olduğu anlamına gelmez. Ancak küfür zaten dogma eylem ve sözcüklerin kullanılmasını içermektedir. Yazının başında bahsedilen işlevlerinden dolayı küfürden kurtulmak pek mümkün değildir. Öyle ya da böyle kişinin kendisini güçlü, karşısındaki aciz rollere koyduğu ifadeler muhakkak bulunacaktır.*

Benim, şimdilik, itirazım küfür dilinden kadınların aşağılandığı örneklerin temizlenmesi içindir. Temel anlamı anlaşılmadan günlük olarak, kolayca kullanılan tabirler, küfürler küfrün konusu olan gruba bakışla etkileşim içindedir.

Örneğin birinin “anasını satmak” kadının alınıp-satılabilir meta olarak görüldüğü bir durum ve elbette ki kadının kısıtlanması gereken cinselliğine ve kısıtlanmadığında ona yapıştırılan yaftalarla ilgilidir. Bu erkeğin hiçbir zaman maruz kalmayacağı bir durumdur. Kendisini doğurmuş ebeveyn üzerinde bir güç ve iyelik iddia ve tesis etmeye cüret eden yüce varlık erkek bu aşağılanmaya ancak en kıymetlisi (çünkü ensest tabusu!) yani annesi üzerinden maruz kalabilir. O yüzden bu ifade son derece cinsiyetçi ve kadın için aşağılayıcıdır.

Bu küfürlerin incisi, herkesin kısa yolunu ezbere bildiği (aq, amk gibi), en sık kullanılanlarından bir başkası ve muhtemelen en güçlüsü birinin “amına koymaktır”.

Am” kadin cinsel organına yani vajinaya takılmış kendi içinde değil ama küfür edilirken yüklenen anlamlar itibariyle son derece aşağılayıcı bir isimdir. Kadın, erkek, heteroseksüel, homoseksüel, hepseksüel, aseksüel, kim olursa olsun birinin “amina” koymak, evvela o kisiye bir bu aşağılayıcı anlamlarla yüklü bir “am” yakıştırmaktır. Bu şekilde gerçekten “ami” olsa da olmasa da “am” yakıştırılınca hedefteki kişi ya da durum bir tur aşağılanmış olur. İkinci aşamada da hedefin bu anlam yüküyle yakıştırılmış “amına koyulur”. Bu “koyma” işleminde bir rıza olmayacağı açıktır. Zira küfür zaten eden kişinin güçlü, hedefinse aciz hissettirilmesine yöneliktir. O halde bir kişiyi “amina koymak”la tehdit etmek o kisiyi tecavuzle tehdit etmekle eş degerdir. Malum, tecavüzün cinsellikle ilişkisi yoktur. Tecavüz şiddettir ve kurbanını aşağılayıp, indirgemekten, hem fiziksel hem de duygusal olarak uzun vadeli yaralamaktan başka amaca hizmet etmez.

Özellikle bu küfrün her tür cinsiyet ve cinsel yönelimden müdavimleri, küfrün çirkinliğini idrak etmek isterlerse “amına koyayım, amk, aq” yerine “sana tecavuz ederim, ste, te” derlerse kendilerinden ve ettikleri küfürden tiksinme fırsatı yakalayabilirler.

Degisim dilde baslar.

*Bu küfür cinsiyetçi olmamakla birlikte “ama koymakla” aynı zorlamacı, şiddet içeren, aşağılayıcı tecavüz fikrini içermektedir. Bu küfrün müdavimleri de anlamını idrak etmek icin diğerindeki yöntemi kullanabilir.

Yazanın Notu: Bu yazıyı okuduğunuzda yazdıklarımın doğru olmadığını söyleyip bana öfkelenebilirsiniz, “hay, amıma koyup” “siktirip” gitmem gerektiğini söyleyebilirsiniz. Bunu da muhtemelen utandiginiz ve utancınıza başka türlü tepki vermeyi (orn. neden utandığınızı anlamaya çalışıp, yeri geldiğinde özür dilemek) bilmediğiniz için yaparsınız.

Advertisements

Gocmen Turkiyeliler neden orada sol burada sag partilere oy veriyorlar? 

Avrupa’da cogu ulkede kabul edilebilir bir siyasi parti spektrumu vardir. Bu partilerin “sagci” olanlarinin programlarinda 1960-70lerdeki ilk Turkiyeli iscilerden beri gocmen “sorunu” olumsuzlanarak, otelenerek ve partinin konumuna gore giderek artan bir dusmanlikla yer alir. Buyuk entegrasyon sorunu yasayan gocmenler haliyle bu partilere oy veremezler. Gocmenlere nispeten olumlu ve entegrasyonu saglamaya yonelik planlarla yaklasanlar daha cok sol, yesil vb. partilerdir. Politik tutum denen sey de burada isin icine girer. Cogu kisi kime oy verecegime hayatini dogrudan etkileyecek konulara bakarak karar verir. Bu Turkiye’de makarna torbalari, erzak kutulari, duble yollar, el altindan ihaleler vb. iken bu gocmenler icin en dogrudan konu gocmen haklari ve toplumdaki kabuludur. O yuzden de bunun sozunu veren partiye oy verir. Ancak gidip de diger butun gorusleri kendi gorusunun en aksi olan partiye degil en kabul edilebilir olana verir. Orn. Turkiyelilerin Almanya’da Yesiller’e oy vermesi gibi. 

Bu gocmenlerin Turkiye’deki oy verme davranisi siyasi goruslerini daha cok yansitmaktadir. Geldikleri toplum katmani ve yasadiklari (iki yonlu) ayrimcilik gozonune alindiginda bu kisilerin “sag ve/veya milliyetci” partilere oy vermesi sasirtici degildir. 

Not: Turkce karakter kullanmadigim icin kusura bakmayin. En kisa zamanda uygun sekilde guncelleyecegim.

Not 2: Tweet atiyim diye baslayip konu uzadigi icin buraya aldim. O yuzden hizlica yazildi. Eksikleri coktur. Ozellikle etnik ardalana gore acilmasi gereken yerleri vardir. Bir kac ifadeyi degistirdim ama yazinin daha cok etnik Turklerin oy verme davranisi uzerine oldugu unutulmasin.  

Pandora’nın Seçim Sandığı ve Türkiye: Kürt Baskısı – Erik Meyersson

Daha önce Mart 2014 yerel seçimleri ve Ağustos 2014 cumhurbaşkanlığı seçimlerinin verisindeki düzensizlikleri incelemiş olan Erik Meyerson’un yine bu iki seçimdeki veriyi kullanarak yaptığı yeni analizin Türkçesi aşağıdadır. Yazının orijinali Erik’in kendi bloğunda.

Erik’in bu analizi de, başka pek çok işaret gibi seçim güvenliğinin, adil taraflarca gözetlenmiş bir seçimin önemini vurgulamaktadır. Continue reading

I Am Sick Of Hearing That High-End Sex Work Is An Empowering Profession

Don’t tell me your high-end prostitution business is empowering because that completely trivializes the experience of other women who were forced into the industry. Investigating the increasingly hot topic of whether or not high-end sex work is an empowering choice for women has left me feeling rather unsettled. Not only are various individuals attempting to…

http://www.rolereboot.org/culture-and-politics/details/2015-01-sick-hearing-high-end-sex-work-empowering-profession/

Turkey’s Institutions Problem

Turkish text coming soon…

Erik Meyersson

Turkey has an institutions problem. There, I said it.

The problem of Turkey’s institutions is the following: it’s a country with stronger-than-average state powers combined with weaker-than-average citizens’ rights. To see this, just take a look at the most recent edition of the World Justice Project’s Rule of Law index.

TurkeyprofileWJP

Yes, Turkey is ranked 59 out of 99 countries surveyed, which is rather low, but the interesting devil is in the details. The Rule of Law Index is made up out of 8 categories listed above to the right. These are in turn made up of answers to total of 47 questions posed to 100,000 households and more than 2,000 experts.

The spider graph to the left, where points further out the circle denote higher-quality institutions, also tells us something about the distribution of institutions.

According to WJP, where Turkey’s institutions are relatively strong is in the categories of Order and Security, Regulatory…

View original post 639 more words